Avrupa Komisyonunun Gündemi #1 Yeşil Mutabakat

Avrupa Birliği Komisyon Başkan’ı Ursula von der Leyen, 2019 yılında seçim vaadi olarak ekonomik, politik ve sosyal konuların yanında ilgi çeken bir konu ile gündeme gelmişti. Avrupa’nın gündemine, herkesin bilincinde olduğu fakat çok az kişinin çözmek için adım attığı bir konu olan “Çevre ve İklim Değişikliği” konusunu politikanın merkezine koymayı hedeflediğini belirtti. Bu durumun diğer vaatlerden farkı ise, konunun Avrupa Birliği’nin yasama ve yürütme organı olan Komisyon’unun gündemine alınmasıydı. Bir konunun Komisyon’un ajandasına girmesi, o konu doğrudan Avrupa Birliği’nin ajandasında olması demektir.

Yeşil Mutabakat(Green Deal) iklim değişikliği, doğa, yeşil teknoloji ve yeşil ekonomi alanlarında çok somut hedefler koymaktadır. Avrupa kıtasının iklimini 2050 yılına kadar nötralize etmeyi, doğayı korumayı, karbon salınımını ve çevre kirliliği azaltmayı, çevreci üreticileri ve teknolojileri teşvik etmeyi amaçlamaktadır. Bu değişiklikleri de, özellikle enerji, ulaşım ve sanayi alanlarında büyük teşvikler ve anlaşmalar yaparak kalıcı hale getirmeyi amaçlamaktadır.

Bu değişikliklerin yanında, Amerika’nın Biden yönetimiyle, Trump’un çekildiği Paris İklim anlaşmasına girmesiyle birlikte, dünyadaki mevcut ekonomik dengeler de değiştirecektir. Doğuda ise Çin, daha önceki yıllarda ülkelerin sera gazının salınımını denetlemeleri için yapılan anlaşmalara, hala gelişmekte olan bir ülke olduğunu öne sürerek katılmazken (çünkü bu önlemler üretimin düşmesi demektir), 2016 yılında Paris İklim anlaşmasına imzalarını atmıştı.

Tüm dünyada fosil yakıtlara olan talebin azalması, elektrikli araçların tüm beklentilerin üzerinde bir hızla pazarda paylarını arttırması, yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılan yatırımlar ve dev ekonomilerin iklim değişikliği konusunda uzlaşması bazı şeylerin gelecekte değişeceğini göstermektedir. Türkiye’nin bu konjonktürde erken yatırımlar yapması, oluşabilecek çevreci ekonomik rekabette öne çıkmasını sağlayabilir. Türkiye’nin en büyük ticari partnerleri Avrupa Birliği, ABD ve Çin’dir ve bu güçlerin ithalat/ihracat süreçlerine çevreci koşullar koyması, ticaret dengelerini etkileyecektir.

Türkiye Paris Anlaşmasını imzalamış olmakla beraber, geçmişte Çin’in öne sürdüğü gibi hala gelişmekte olan bir ülke olduğunu belirterek meclis onayından hala geçirmemiştir ve bu Türkiye’yi bu anlaşmayı onaylamayan 10 ülkeden biri yapmaktadır. Türkiye’nin en büyük ticari partnerlerinin çevreci yönelimleri, Brexit sonrası AB’nin ve İngiltere’nin başka ülkeler ile yeni ticari anlaşmalar araması/yapması, Türkiye için hala erken çevreci yatırımlara ve aksiyonlara bağlı olarak çok büyük fırsat olabilir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s