Pandemi Önlemlerinde Toplumsal Güvenin Etkisi

Avrupa’da toplumsal güven üzerine yapılan anketlerde sıklılka ulaşılan bir sonuç var.Genel olarak Kuzeybatı Avrupa ülkeleri yurttaşlarına ve hükümetlerine güven duyarken Güney Avrupa’da durum tam tersi. World Values Survey (WVS) araştırmasına göre İsveç vatandaşlarının %60’ı insanların çoğuna güvenebileceği görüşünde.İtalya’da bu oran %30’a düşerken Romanya’da ise sadece %7. Başka bir çalışma olan Avrupa Sosyal Anketi (ESS) katılımcılardan politikacılara olan güvenlerini on puan üzerinden derecelendirmelerini istiyor. 2018’de Hollandalılar’da  ortalama güven 5.4, Polonyalılar 3.1’tü. Fransızlar ve Almanlar da bu aralıkta yer almıştı.Her sekiz Bulgar’dan biriyse  politikacılarına sıfır puan verdi.

Bu sonuçlar derin sosyokültürel farklılıkları yansıtmaktadır. Daha yüksek güven, daha fazla servet, daha az suç ve diğer refah ölçütleriyle doğrudan ilişkilidir.Ayrıca Covid-19’a verilen tepkiye de etkisi var.Vatandaşına güvenen ülkeler genellikle daha az sıkı karantinalar uyguladılar. Hükümetleri, sosyal mesafe kurallarını sert bir şekilde uygulamak yerine, kurallara gönüllü olarak uymaları için vatandaşlara güveniyor. Hangi yöntem daha iyi? Cevap karmaşık.

Bükreş nerede?| HT Gastro

Romanya’yı ele alalım.Yıllarca komünist diktatörlükle yönetilen ülke sonraki yıllarını da yolsuzluklarla geçirmişti.Toplumsal güvenin çok zayıf olduğu ülkede hükümet oldukça sert davranarak ilk ölümden sonra olağanüstü hal ilan etti.Evden çıkmak için yazılı amaç kağıdına ihtiyaç duyulan ülkede 24 Mart’tan 19 Nisan’a kadar geçen sürede 200 bin kişiye toplamda 85 milyon dolar değerinde para cezası kesildi.

Rumen sosyolog Barbu Mateescu halkın sosyal mesafe kurallarına uyma eğiliminde olduğunu söylüyor.Para cezasının yanı sıra halktaki virüs kapmaları durumunda sağlık sisteminin kendilerini tedavi edemeyeceği görüşü de bunda etkili. Bazıları 1980’lerde gıda kıtlığını hatırlıyor ve kriz moduna hızla geçiyorlardı. Bay Mateescu, zorluklarla başa çıkmaları için onları “benzersiz bir donanıma sahip” olarak nitelendiriyor.

Romanya gibi, düşük güven seviyesine sahip birçok Doğu Avrupa ülkesi sert ve hızlı bir şekilde kilitlendi. Sırbistan, Yunanistan ve diğer Balkan ülkeleri sokağa çıkma yasağı uyguladı. Hırvatistan, şehirler arası seyahat etmek için devlet tarafından verilmiş bir izin istiyor. Polonya, sınırlarını kapatan ilk ülkeler arasında ve 13 yaşın altındaki çocukların yetişkin olmadan evlerini terk etmeleri yasak.Alışveriş içinse eldiven ve maske zorunluluğu getirildi.

Böylesine hızlı ve sert tepkiler, Doğu Avrupa’yı salgının en kötü etkilerinden korudu. Polonya ve Romanya’daki ölüm oranları, Fransa, İtalya ve İspanya gibi ağır darbe alan ülkelerdeki ölüm oranlarının onda birinden az. Düşük test oranları, aradaki farkın sadece bir kısmını açıklayabilir.

Batı Avrupa’da, şaşırtıcı bir şekilde, pandeminin en ölümcül olduğu yerlerde sokağa çıkma yasağı daha hafif. Fransa, İtalya ve İspanya’da halka açık toplantılar ve ziyaretler yasaklandı. Hayati önemi olmayan işletmeler parklar ve plajlar kapatıldı.Fransa’da 1 kilometre İtalya’da ise 200 metreye kadar evden uzaklaşıp egzersiz yapmaya izin var.İspanya ise 2 Mayıs’a kadar egzersize izin verilmeyecek.Fransa kurallara uymayan 400 bin kişiye para cezası verdi. İspanya’da ise 800 bin kişi para cezası alırken 7 bin kişi tutuklandı.

Çok net olmasa da bu sert önlemler düşük toplumsal güvenin bir yansıması olabilir.Pek çok insan yasaklara onay veriyor.İspanya’dan bir büfeci “Bu yaşamak zorunda olduğumuz bir kötülük.İnsanlar sarılıp öpüşmeye devam ediyor.Üstüne aynı kaşıktan paella (ünlü bir İspanyol pirinç yemeği) yiyorlar.

Doğu ülkelerinin Batı’ya göre daha iyi performansa sahip olması biraz da şansla ilgili. Doğulu ülkeler sert önlemlere alışmak konusunda daha tecrübeli.Ancak İtalya’nın bir uyarı ateşi olarak örnek olması ve hastalığın görece geç gelmesi de önemli faktörler.

Toplumsal güvenin yüksek olduğu ülkeler biraz daha rahat davrandı. Almanya’da çok az kontrol var.Hollanda, okulları ve restoranları kapatarak ancak en fazla üç ziyaretçiyle sosyalleşmeye izin vererek “akıllı kilitlenme” dediği şeyi uygulamıştır. Dışarıya çıkmak en fazla 3 kişi olmak kaydıyla serbest. Başbakan Mark Rutte, insanların çocuk değil yetişkin muamelesi gördüğünü söyledi.

İsveç’e geldiğimizde ise hiçbir kısıtlama yok.Okullar ve restoranlar açık vatandaşa sadece zorunlu olmayan yolculuklardan uzak durulması tavsiyesinde bulunuldu.İsveçli tarihçi Lars Tragardh “Sorumluluk altında özgürlük” olarak tanımlıyor.

İsveçliler ve Hollandalılar hükümet önerilerine uyuyorlar. Google verilerine göre, hareketlilik yaklaşık% 40 azaldı.Ancak önlemlerin sert olduğu Fransa ve İtalya’da %80’lik düşüş görülüyor.Endişe verici olan ise ölüm oranları. Hollanda’nın ölüm oranı Almanya’nın dört katı. İsveç ise sıkı bir karantina uygulayan Danimarka’yı ikiye katlamış durumda.

Bu, salgınlar güvenin iki ucu keskin bir kılıç olduğunu göstermektedir. Yüksek güvene sahip ülkeler, genellikle olduğu gibi, muhtemelen ekonomik olarak daha iyi performans gösterecektir. Ancak halk sağlığı açısından yüksek güven, Hollandalı ve İsveçlileri yanlış bir güvenlik hissine sürüklemiş olabilir. Şimdilik çoğu vatandaş hükümetlerinin salgına karşı gösterdiği tepkiden memnun. Ama çoğu Rumen de öyle. Belki de bu ülkeler arasındaki hükümete güven farkını kapatmaya yardımcı olacaktır. ■

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s