16 Ton ve Maden İşçiliği Üzerine Sorgulamalar

 

climate road landscape people
Photo by Markus Spiske on Pexels.com

“You load sixteen tons, what do you get
Another day older and deeper in debt
Saint Peter don’t you call me ’cause I can’t go
I owe my soul to the company store”

Bugünlerde çok sık duyduğumuz 30 büyükşehir ve Zonguldak’ta sokağa çıkma yasağı şeklinde verilen son dakika haberleri üzerine maden işçiliğinin geçmişten günümüze kısa serüvenini anlatan bir kaynak taradım. Bunun neticesinde Ümit Kıvanç’ın hazırladığı 16 Ton adlı belgeseli izledim. Madenciliğin serbest piyasaya geçtiği 19. yy’dan itibaren maden şirketleri ve işçiler arasında ‘gönüllü köleleştirme’ ve hak rekabeti mücadelesi şeklinde ortaya çıkan bu durum aslında çok yönlü sosyolojik vakaları doğurmuştur. Örneğin çocuk işçilerin en fazla olduğu sektörlerden birisi olmuştur. Örgütlü direnmenin fazla olmasına ek olarak büyük kapital güçlerin en fazla egemen olduğu alanlardan birisi olmuştur. Haklarını talep etmek için şiddet ve çatışmaya en çok giren gruplar madenciler olmuşlardır. Türkiye’de ise madencilik devlet eliyle yapılmasına rağmen dünyadaki genel eğilimden nasibini almış ve düzenlemeler işçilerin aleyhine yapılmıştır.

Cumhuriyet’in ilanı ile birlikte Zonguldak özelinde başlayan madencilik faaliyetleri genç cumhuriyetin ideallerini yansıtmak açısından bir lokomotif olarak görüldü. 10. Yıl marşında geçen ‘Demir ağlarla ördük ana yurdu dört baştan’ sözü demir yolu ve kömürün genç cumhuriyet için ne denli önemli olduğunu göstermektedir. Atatürk’ün de dediği gibi “Ne kadar kömür o kadar Zonguldak” var olan zihniyeti göstermesi açısından önemlidir. Tabi devlet ve şirketler açısından maden bir gelişme aracı olarak görülürken, madencilerin yaşadığı sağlık sorunları, ölümler ve kazalar işin fıtratı olarak görülmüştür. Hiçbir güvencesi olmayan maden işçileri de haklarını arama yolunda kimi zaman şiddete varan grevlere yönelmişlerdir. Şair İlhan Berk Zonguldak’ta öğretmen olduğu yıllarda yazdığı dizeler aslında bu durumu özetlemektedir. “Anladım insanlar bir vardiya giriyorlar bir vardiya çıkıyorlardı. Anladım en kısa ömür insanoğlunundu. Sonra kurtlar böcekler ve tarla farelerinindi. “

Serbest piyasanın getirdiği herkes kendi işini kendi iradesi doğrultusunda yapmaktadır anlayışı, aslında  maden işçilerinin itildiği zorunluluğu kanıtlamaktadır. Maden ocaklarının olduğu yerleşim yerlerinde maden faaliyetleri dışında iş olanakları yaratılmadığı için insanlar bu gönüllü köleliğe razı olmaktadır. Zaten kazandıkları ücretleri de ileride yaşadıkları solunum yolu hastalıklarına harcayarak kaybetmektedir.

Yararlanılan Kaynaklar: – https://www.hurriyet.com.tr/gundem/madencinin-veda-mektubu-26424059

-https://www.youtube.com/watch?v=cSgk5GqrHFY

-https://www.youtube.com/watch?v=Joo90ZWrUkU

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s