Osmanlı’da Erkek Egemenliğine Meydan Okuyanlar: Kocasını Zehirleyen Kadınlar

Erkek egemenliğinin hakim olduğu Osmanlı’da, kadınların boşanması erkeklere göre nispeten daha zordu. Kadınlar da kendilerine iyi davranmayan eziyet eden ya da kurtulmak istedikleri kocalarından çok zekice bir yolla kurtulmayı seçtiler:onları zehirleyerek. Henüz adli tıp kurumunun yeterince gelişmediği bir dönemde, eşlerin neden öldüğü net olarak belirlenemiyordu. Hatta, kadının zehirlediği ortaya çıksa dahi şer-i hukuka göre eğer kişi zehri kendi eliyle içmişse ve buna zorlanmamışsa herhangi bir suç teşkil etmiyordu. Ayrıca zehir Hanefi hukukuna göre alet-i ceriha (delici, öldürücü araçlar) sayılmıyor, dolayısıyla zehir vakalarında kısas istenemiyor ve eğer zor kullanılarak içirilmediyse diyet de istenemiyordu. Örnek verecek olursak, kadın zehri yemeğin içine koyduğunda eşi onu kendi eliyle yediği için kadınlar herhangi bir suç almadan tazir cezası ile durumdan kurtulabilir.

Kadınların genellikle pasif pozisyonda değerlendirilmesine karşın zehirleme vakalarında ne kadar aktif rol aldıkları, erkek egemen topluma nasıl meydan okudukları oldukça açıktır. Kadınlar eziyet gördüğü eşlerinden böyle bir çıkış yolu bularak kurtulabiliyorlardı. Zehir satışına yönelik ilk tedbirler 1851 yılında alınmasına rağmen, 1858 ceza kanunnamesine kadar, zehir her yerde bulunabilen ve herkes tarafından erişilebilir bir maddeydi. 1858 kanunnamesi ile birlikte, kefaletsiz, kefilsiz zehir satışı yasaklanıyor, satanlara hapis cezası ve nakdi ceza getiriliyordu. Bu tür kanunnameler modern devlet oluşturma sürecinde, halk sağlığını korumaya yönelik adımlar olarak değerlendirilebilir.  

Kadınların aktarlardan aldıkları zehirler, günlük yaşamda da kullanılan bazı maddeler olabiliyor. Mesela aksülümen bir zehir ve yüzlerini beyazlatmak için kadınlar tarafından kozmetik amaçlı kullanılan bir madde. Dolayısıyla ceza kanunnamesi ile satışına sınır getirilse de günlük hayatta kullanıldığı için pek sorgulanmadan satılabiliyor. Kadınların zehir yoluyla öldürmeyi seçme nedeni belirtilerin pek çok başka hastalığa benziyor olması olabilir. Mesela arsenik ile zehirleme kolera hastalığının semptomları ile karıştırılabiliyor. Ayrıca, 1858 ceza kanunnamesinden önce zehirleme ile öldürülmeye dair herhangi bir madde olmadığı için hukuk açısından da zehirleme ile öldürmek daha avantajlı olabilir. 1858 ceza kanunnamesinden önce, kadınlar şer-i hukukun kendilerine sundukları fırsattan yararlanıyor ve sadece tazir cezası ile durumdan sıyrılabiliyorlar. Şunu da eklemek istiyorum, kadınlar mahkemelerde suçlarını itiraf etseler dahi bazen, mahkeme tarafından “eksik akıllıdır” tek başına yapmamışsındır, sana kim yardım etti sorularına maruz kalıyorlardı. Kadınlar “eksik akıllı” görülmelerini kendi lehlerine kullanarak çok daha hafif ceza alabiliyorlardı.

Kaynak: Ottoman Historical Podcast- Kocalarını Zehirleyen Kadınlar, Ebru Aykut. 28 Eylül 2017

Sümeyra İsimbay

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s