PANDEMİNİN KISA TARİHİ

İnsanlar, dünya üzerinde yayıldıkça bulaşıcı hastalıklar da onlarla birlikte yayılıyor. Bu durum, modern çağda bile salgınların eskiden olduğundan daha hazlı yayılmasına yol açıyor, ancak her salgın Yeni Koronavirüs’ün (COVID-19) sahip olduğu gibi pandemik seviyesine ulaşamaz.

Yukarıda verdiğimiz infografik zaman çizelgesi, Antoninus vebasındandan başlayarak mevcut COVıD-19 salgınına kadar olan, tarihin en ölümcül pandemilerinden bazılarını kısaca aktarıyor.

Salgınların Zaman Çizelgesini Çıkarmak


Hastalıklar ve genel olarak salgınlar, ortaya çıktığı ilk günlerden bu yana insanlığı rahatsız etmeye devam ediyor. Onlar bizim en ölümcül kusurumuz. Bununla birlikte, tarımsal topluluklara yönelik belirgin bir tarihsel gelişme olana kadar, bu hastalıkların ölçeği ve yayılması dramatik bir şekilde artmadı.

Geniş çaplı ticaret anlayışı, bu tür salgınların hız kazanmasına ortam hazırlayan insan ve hayvan etkileşimleri için yeni fırsatlar yarattı. Sıtma, tüberküloz, cüzzam, grip, çiçek hastalığı ve diğerleri ilk olarak, bu erken yerleşik dönemde ortaya çıktı.

Bir diğer yandan, şunu da çok rahatça ifade edebiliriz ki insanlık daha modern ve gelişkin oldukça, pandemilerin ortaya çıkma oranı da aynı şekilde artıyor. Bu durumun oluşmasında; büyüyen şehirlerin, ticaret ve seyahat rotalarının artışı ve farklı popülasyon gruplarının yoğun iletişim içinde olmasının şüphesiz ki büyük etkileri var. Öbür taraftan, artış gösteren sadece salgın hastalıklar olmuyor; tıbbi bilgimiz ve kapasitemiz de her geçen gün artış göstermekte.

Aşağıda, kronolojik olarak meydana gelen bazı büyük pandemileri listeledik:

hASTALIĞIN ADıGÖRÜLDÜĞü
ZAMAN
Türü/ İnsandan önceki
kuluçka merkezi
ölü sayısı
Antoninus Vebası165-180Çiçek hastalığı veya kızamık olduğuna inanılıyor5M
Japon çiçek hastalığı salgını735-737Variola major virüsü1M
Justinian Vebası541-542Yersinia pestis bakteri / Sıçanlar, pire30-50M
Kara Ölüm1347-1351Yersinia pestis bakteri / Sıçanlar, pire200M
Yeni Dünya Çiçek Hastalığı Salgını1520 – sonrasıVariola major virüsü56M
Büyük Londra Vebası1665Yersinia pestis bakteri / Sıçanlar, pire100,000
İtalyan vebası1629-1631Yersinia pestis bakteri / Sıçanlar, pire1M
Kolera Salgınları 1-61817-1923V. cholerae bacteria1M+
Üçüncü Veba1885Yersinia pestis bakteri / Sıçanlar, pire12M (Çin ve Hindistan)
SarıhummaGeç 1800’lerVirus / Mosquitoes100,000-150,000 (ABD)
Rus gribi1889-1890H2N2 olduğuna düşünülüyor (kuş kaynaklı)1M
İspanyol Gribi1918-1919H1N1 virüsü / Domuzlar40-50M
Asya Gribi1957-1958H2N2 virüsü1.1M
Hong Kong Gribi1968-1970H3N2 virüsü1M
HIV/AIDS1981-GünümüzVirüs / Şempanzeler25-35M
Domuz Gribi2009-2010H1N1 virüsü / Domuzlar200,000
SARS2002-2003Koronavirüs / Yarasalar, Kalemis770
Ebola2014-2016Ebolavirüs / Vahşi hayvanlar11,000
MERS2015-GünümüzKoronavirüs/ Yarasalar, Develer850
COVID-192019-GünümüzKoronavirüs – Bilinmiyor (muhtemelen pangolinler)96. 783 (10 Nisan itibariyle)
Not: Yukarıda listelenen ölüm sayılarının çoğu, mevcut araştırmaya dayalı en iyi tahminlerdir. Justinian Veba ve Domuz Gribi gibi bazıları yeni kanıtlara dayanarak tartışmaya açılabilir.

Tarih boyunca, hastalık ve pandemilerin devam etmesine rağmen, zamanla tutarlı bir eğilim de ortaya çıkmıştır – ölüm hızındaki kademeli azalma. Sağlık bakımındaki gelişmeler ve pandemileri kuluçkalayan faktörlerin anlaşılması, salgınların etkilerini azaltmada güçlü araçlar olmuştur.

Tanrının Gazabı


Birçok eski toplumda, insanlar; ruhların ve tanrıların gazabını hak edenlere hastalık ve yıkım verdiğine inanıyorlardı. Bu bilimsel olmayan algı genellikle milyonlarca olmasa da binlerce kişinin ölümüyle sonuçlanan feci tepkilere de yol açtı.

Justinianus vebası olayında, Bizans tarihçisi Caesarea Procopius, vebanın izini (Yersinia pestis bakterileri) Akdeniz limanlarından Bizans İmparatorluğu’na girdiği Mısır’a kadar ve oradan da kara ve deniz ticareti yolları ile Çin ve kuzeydoğu Hindistan’a kadar takip etti.

Coğrafya ve ticaretin bu yayılmada oynadığı rolü bilmesine rağmen, Procopius, İmparator Justinianus’u salgını yaymakla suçladı, ya bir şeytan olduğunu ya da Tanrı’nın kötü yollarından biriyle cezalandırılmasını istedi. Bazı tarihçiler bu olayın İmparator Justinian’ın Roma İmparatorluğu’nun Batı ve Doğu kalıntılarını yeniden birleştirme çabalarına ket vurduğunu ve “Karanlık Çağların” başlangıcını işaret edebileceğini keşfettiler.

Neyse ki insanlığın hastalığın nedenleri hakkındaki anlayışı gelişti ve bu, yavaş ve eksik de olsa modern pandemilere yanıtta ciddi bir gelişme ile sonuçlandı.

Hastalığın İthali


Karantina uygulaması, kıyı kentlerini veba salgınlarından korumak amacıyla 14. yüzyılda başladı. Temkinli liman yetkilileri, enfekte limanlardan Venedik’e gelen gemilerin inişten önce 40 gün boyunca demir atmasını şart koştu – karantina kelimesinin kökeni de İtalyanca “quaranta giorni” kelimesinden geliyor ve 40 gün manasındadır.

Coğrafya ve istatistiksel analize güvenmenin ilk örneklerinden birine, kolera salgını sırasında 19. yüzyılın ortalarında Londra’da şahit oluyoruz . 1854 yılında, Dr. John Snow, koleranın lekeli su yoluyla yayıldığı sonucuna vardı ve mahalle ölüm verilerini doğrudan bir harita üzerinde göstermeye karar verdi. Bu yöntem, insanların suyunu çektiği belirli bir pompanın etrafında bir dizi durumu ortaya koydu.

Ticaret ve kentsel yaşam yoluyla yaratılan etkileşimler, pandeminin yayılımında çok önemli bir rol oynamasına rağmen, bir pandeminin yörüngesini gösteren ilk ölçütlerden biri de hastalığın öldürücü doğasıdır.

Bulaşıcılığı İzleme


Bilim adamları üreme numarası adı verilen ve ayrıca R0 veya “R naught” olarak da bilinen temel bir ölçü kullanırlar hastalığın bulaşıcılığını izlemek için. Bu sayı bize ortalama olarak her hasta kişinin kaç kişiyi enfekte edebileceğini söyler.

Kızamık örneğin, R0 12-18 aralığında bulunur ve bulaşıcı hastalıklar listesinin başında gelir. Bu, tek bir kişinin, aşılanmamış bir popülasyonda, ortalama 12 ila 18 kişiye hastalığı bulaştırabileceği anlamına geliyor.

Kızamık en öldürücü hastalıklardan biri olsa da, aşılama çabaları ve sürü bağışıklığı yöntemleri yayılmasını engelleyebilir. Ne kadar fazla insan hastalığa karş bağışıklık kazanırsa, hastalığın çoğalma olasılığı o kadar az olur ve böylelikle, tedavi edilebilir hastalıkların yeniden ortaya çıkmasını önlemek için aşıların ne kadar kritik bir role sahip olduğu da bir kez daha ortaya konur.

Öbür taraftan, COVID-19 Salgını hala devam ettiği ve araştırmacılar bu yeni koronavirüs formunu öğrenmeye çalıştıkları için COVID-19’un gerçek etkisini hesaplamak ve tahmin etmek şu an için oldukça zor.

Kentleşme ve Hastalığın Yayılması


Salgınların ardındaki itici güç olarak, artan küresel bağlantılar ve etkileşimlerle başladığımız yere varıyoruz. Küçük avcı-toplayıcı kabilelerinden metropollere kadar, insanlığın birbirine olan ciddi güveni de hastalığın yayılması için yeni fırsatlar yarattı.

Küresel, gelişen dünyadaki kentleşme, daha fazla kırsal nüfusu daha yoğun mahallelere getirirken, nüfus artışları çevreye daha fazla baskı yapıyor. Aynı zamanda, yolcu hava trafiği son on yılda neredeyse iki katına çıktı. Bu makro trendlerin bulaşıcı hastalığın yayılması üzerinde derin bir etkisi vardır.

Dünyanın dört bir yanındaki kuruluşlar ve hükümetler, vatandaşların enfeksiyon oranını azaltmaya yardımcı olmak için sosyal mesafeyi uygulamalarını istediklerinden, dijital dünya insanların daha önce hiç olmadığı gibi bağlantı ve ticareti sürdürmelerine izin veriyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s