Gecekondu Mahallelerinde Koronavirüs

Koronavirüs ırk, dil, din, sınıf, sosyal statü farkı gözetmiyor. Virüs nefes alan her insan evladı için bir risk teşkil ediyor. Koronavirüse karşı alınacak önlemler de bu ölçekte genel olmak ve her insan grubunu dikkate almak zorunda. Peki Covid-19 ile mücadele yolunda yürütülen hükümet politikaları her grup insanı dikkate alıyor mu? Yoksa gecekondu bölgelerinde yaşayanları göz ardı mı ediyor?

   Son dönemde yapılan sosyal ve politik araştırmalar gösteriyor ki Koronavirüsün gecekondu mahallerindeki yayılımını engellemeye yönelik yürüttükleri özel bir politika yok. Şu anda yapılan tek şey kentsel gecekondu bölgelerinin virüsle mücadele yolunda görmezden gelinmesi. Halbuki, Koronavirüs göz ardı edilen veya unutulan gecekondu mahallerindeki topluluklar için hayati bir risk arz ediyor.

   Birleşmiş Milletler raporuna göre dünya çapında bir milyon insan suya erişimin kısıtlı olduğu, sosyal mesafe kavramının neredeyse hiç olmadığı, kalabalık ve yaşam standartlarının çok düşük olduğu kentsel gecekondu bölgelerinde yaşıyor. Hindistan`da Mumbai, Pakistan`da Orangi kasabası, Sierra Leone, Gine, Liberya kentsel gecekondu mahallerinin yoğunlukla bulunduğu bölgeler arasında. İstatistiki veriler gösteriyor ki bu yerler 2014 ve 2016 yılları arasında Batı Afrika`daki Ebola salgınından da en fazla etkilenen yerleşimler arasında.

   Şüphesiz ki salgın döneminin en riskli ve Koronavirüse karşı en hassas grupları bu bölge insanları. 2018 yılında Delhi üzerine yapılan medikal gözlemler gecekondu şartlarında yaşayan insanların influenza`ya yakalanma riskinin gelişmiş bölgelerde yaşayan insanlara oranla yüzde 44 daha fazla olduğunu iddia ediyor.

   Kentsel gecekondu mahallerindeki kalabalık nüfus onları Covid-19 ile mücadelede zor duruma düşüren önemli nedenler arasında. Nüfus yoğunluğu Koronavirüsün yayılımını hızlandıran etkenlerden. Örneğin, Delhi`deki nüfus yoğunluğu New York`un 30 katını temsil ediyor. Yetersiz beslenme ve kronik hastalıkların görünme sıklığı da bu insanları virüsle mücadelede etkisiz kılıyor.

   Gecekondu mahallerinin temizliğe kısıtlı erişimleri de Covid-19`un kolayca yayılmasına neden oluyor. Yeterince temiz umumi tuvaleti olmayan gecekondularda Koronavirüs dışkı yolu ile yayılabiliyor. Suya erişimin sınırlı olması bu insanlar için el yıkamayı bile bir lüks haline getiriyor.

   Ev içi yaşam şartları da gecekondu mahallerinin pandemi ile mücadelesini neredeyse imkansızlaştırıyor. Dahası kötü havalandırılan penceresiz evlerde biokütle yakıtla pişirmenin neden olduğu hava kirliliği kronik solunum problemlerine neden oluyor ve Covid-19 riskini arttırıyor. Koronavirüs testlerine ulaşım ise bu insanlar için bir hayal!

   Uzmanlar Koronavirüsün küresel bir enfeksiyon olduğunu hatırlatıyor ve virüsle mücadelede sosyal, sağlık ve ekonomi politikalarının bu bölge insanlarını da içerecek biçimde yeniden düzenlenmesi gerektiği konusunda yöneticileri uyarıyor. Bu insanların Koronavirüs ile mücadele edebilmeleri için gerekli olan temel birtakım ihtiyaçlarının görmezlikten gelinmesi sosyal mesafe ve hijyen konusundaki önlemleri işlevsiz kılıyor.

Tutku Akın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s