Lira Krizinin Perde Arkası

 

Geçen hafta tüm zamanların en düşük seviyesine ulaştıktan sonra, lira Pazartesi günü tekrar düştü ve Avrupa’da piyasalarında  dolar karşısında yaklaşık yüzde 7 düşüş gösterdi.Övülesi ekonomik dinamizmi  ve kıskanılacak coğrafi konumuna rağmen (hem Avrupa hem de Orta Doğu pazarlarına çok yakın) Türk lirası neden bu kadar sıkıntılıydı?

Ve 15 yıllık görev süresi boyunca ekonomiyi dönüştürdüğünü iddia eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hükümetinin rolü nedir? Financial Times, Türk para biriminin yatırımcıları sarsan ve hükümetin ekonomik yetkinliğini şüpheye düşüren bu çöküşün ardında yatan nedenleri arıyor.

Lira Neden Düşüyor?

Türk Lirası bu yılın en kötü performansını gösteren parası.Lira Ocak ayından bu yana yüzde 40 değer kaybetti.Uzun vadede durum daha da kötü.Sadece 5 yıl önce 2 Türk Lirası karşılığında 1 dolar alınabiliyorken, 13 Ağustos 2018 Pazartesi günü bir dolar 6,90 lirayı aştı.

Para biriminin zayıflığının çeşitli nedenler var. Son haftalarda, Türkiye’nin 60 yıldan uzun süredir Nato müttefiki olan ABD ile olağan dışı anlaşmazlığı dikkat çekti. ABD  Kuzey Carolina’dan evanjelik bir papazın ev hapsinde olmasından dolayı piyasaları çatırdatan bazı yaptırımlar uyguladı. Geçtiğimiz hafta Washington’da yapılan görüşmelerden bir sonuç alınamadı.

 

dolar gragiği

Tüm mesele papaz mı ?

Ülke, ABD ve Avrupa’daki aşırı gevşek para politikası nedeniyle sık sık kısa vadeli yabancı para kaynaklarıyla zengin bir para akışına sahipti ve bu da yatırımcıları Türkiye ve diğer gelişmekte olan pazarlarda daha yüksek getiri arayışlarına teşvik etmişti.

Bazı analistler, Türkiye’yi , gelişmiş ekonomilerin dev varlık alım programlarından yararlanan parasal genişleme alanı olarak gördüler. Ancak, ABD ve Avro Bölgesi’nin parasal genişlemesi durduğundan beri – en azından bu ekonomik döngü için – Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu fonları bulması giderek zorlaşıyor.

ABN Amro raporu, yatırımcıların  Türkiye’nin yıllık dış finansman ihtiyacı olan yaklaşık 218 milyar dolarlık-Türk şirketlerinin yabancı borçlarını ve ülkenin yüksek cari açığını korumak için gerekli olan fonları içeriyor- finansmanı sağlayamayacağından endişe ettiğini söylüyor. Raporda, temel durum senaryosunun Türkiye’nin yeterli fon sağlayacağı, ancak “forex transferleri ve IMF yardımları üzerindeki muhtemel sermaye kontrolleri hakkındaki söylentilerin döviz piyasasında stresi daha da arttıracağını” belirtti.

Piyasalar ne istiyor ?

Birçok yatırımcı, Türk hükümetinin ülkenin tüketimini  ve inşaat odaklı ekonomisini yavaşlatması için adımlar atmaya çağırdı.

Bunun arkasındaki mantık, verginin artması ve harcamaların frenlenmesinin sert bir ekonomik iniş riskini azaltacağı ve şu andaki gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 5’inden fazlası olan cari açığı azaltmasını sağlayabilecek olması. Bununla birlikte, ülkenin yabancı fonlara bağımlılığı azalabilir. Ekonomiyi yavaşlatmak da yüzde 15’in üstüne çıkan enflasyona karşı bir kontrol görevi görebilir.

Faiz oranlarındaki yükseliş hem enflasyonla savaşta yardımcı olabilir hem de liradaki düşüşü yavaşlatabilir hatta tersine çevirebilir.Son yıllarda döviz borçlarıyla boğuşan şirketler için liranın değeri büyük önem taşıyor. Merkez bankası verilerine göre, Türkiye’nin finansal olmayan şirketlerin döviz yükümlülükleri 200 milyar doları aşmış durumda.Yalnızca önümüzdeki 12 ayda, finansal olmayan kurumlar 66 milyar dolar ödem yapmak zorunda. Finansal kuruluşlar  için bu rakam 76 milyar dolar.

Erdoğan hemfikir mi ?

Bugüne kadar, modern Türkiye’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ten bu yana Türkiye’nin en güçlü yöneticisi olan Erdoğan, ekonominin “yeniden dengelenmesi” gerekliliğine ikna olmamıştı.

Hükümeti, vergi kesintileri de dahil olmak üzere, 2016 yılında kanlı bir darbeden sonra büyümeyi sürdürmek için bazı önlemler aldı ve o zamandan bu yana, işleri yavaşlatma konusunda isteksiz davrandı.Ayrıca girişimcilik önünde ölçüsüz bir mani olarak değerlendirdiği yüksek faize karşı çıkmayı sürdürdü.

Bu çerçevede, Türkiye merkez bankası, belki de şaşırtıcı olmayan bir şekilde, yükselişe dair yaygın beklentilere rağmen, geçen ay faiz oranlarını artırmakta isteksiz davrandı. Sorun şu ki, bankanın piyasayı kontrol etmek için çok az gücü var, çünkü piyasaya müdahale etmek için elinde bulunan döviz kısıtlı.

Otoriterleşmenin Rolü

Erdoğan’ın genişletilmiş cumhurbaşkanlığı gerçekten de dikkat çekiyor. Darbe girişiminden sonra,ülkeyi  kararnamelerle yönetti. Geçtiğimiz yıl, cumhurbaşkanlığı yetkilerini büyük ölçüde genişleten ve bu yılın haziran ayında kazandığı seçimle yürürlülüğe giren bir referandum kazandı.

Pek çok hükümet, başkanın gittikçe artan keyfi yönetiminden ve hükümetin gittikçe artan mahkeme benzeri atmosferinden endişe duyuyor.

Daha önce, Erdoğan’ın uzun süredir devam ettiği dönemde, ekonomik üstünlük, AB müzakerecisi ve dışişleri bakanlığıyla  Ali Babacan ve eski bir Merrill Lynch ekonomisti olan Mehmet Şimşek gibi teknokrat figürler tarafından sağlanmıştı.

Bu isimler iki yönlü bir rol oynamışlardı: Türkiye’yi, dünyaya özellikle yöneticilere ve yatırım bankalarına sundular.Diğer görevleri ise Erdoğan’ı, sermaye kontrollerindeki artışlar gibi tehlikeli kabul ettikleri eylemden uzaklaştırmaktı.

Haziran seçimlerindeki zaferinden sonra,  Erdoğan yeni sistemde gücü artan Maliye Bakanlığına  eski bir yönetici olan damadı Berat Albayrak’ı yerleştirdi. Liranın performansından anlaşılacağı gibi piyasa bu hamleyle tam olarak ikna olmuş değil.

 

Orijinal Link

Reklamlar

Lira Krizinin Perde Arkası” üzerine 4 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s