Muhalefet Zafer Peşinde

1033624964

Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK) 24 Haziran’daki cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerindeki zaferi kaçınılmaz bir sonuç olarak görülmeliydi.Otoriter lider, dindar tabanından  sarsılmaz bir destek alıyor.Bunun dışında  hemen hemen tüm büyük haber kanalları üzerindeki dolaylı kontrolü KHK ile ülkeyi yönetmesine izin veren, bazı eleştirmenleri kilitleyen ve diğerlerini konuşmadan önce iki kez düşünmeye iten olağanüstü hal güçlerine sahiptir.

Parlamentodaki en büyük ikinci muhalefet partisi olan Kürt yanlısı Halkın Demokratik Partisi (HDP),radyo televizyon yayınları tarafından görmezden geliniyor. Erdoğan’ın en açık sözlü rakiplerinden biri olan Başkan adayı Selahattin Demirtaş, 2016 yılında terör suçlamalarıyla tutuklandı ve kampanyasını bir hapishane hücresinden yönetiyor.

Başkanın muhalifleri, yeni haliyle ilk kez  yapılacak olan erken seçimde hala favori durumda değiller. Fakat hızla ivme kazandıklarını ve doğru isimleri aday gösterdiklerini görebiliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) adayı Muharrem İnce, dindar seçmenle bağ kurmayı başarabilen birkaç laik politikacıdan biri. Muhafazakâr bir ailede doğan Muharrem İnce düzenli olarak dua ediyor ve kadın devlet memurlarının başörtüsü giyme haklarını savunuyor, ama aynı zamanda ara sıra bir içkinin tadını çıkarmayı ihmal etmiyor. Tecrübeli bir milliyetçi ve eski içişleri bakanı olan Meral Aksener, kendini ve (İyi) partisini  ulusal sahneye taşıdı. Bir yıldan kısa bir süre önce kurulan bir parti için  Parlamento seçimlerinde oyların %10’undan fazlasına sahip olmak iyi görünüyor. Son yapılan anketler, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda Bayan Akşener’e % 20’ye varan oranlarda oy çıkabileceğini gösteriyor. Demirtaş da çift hanelere çıkma konusunda iddialı görünüyor.Avukatlar ve birkaç sosyal medya hesabıyla dış dünyayla iletişim kurmaya zorlanan bir politikacı için hiç kötü bir sonuç değil.Erdoğan’ın muhalifleri, cumhurbaşkanının taktiklerini uyguluyorlar. Bu yılın başlarında AKP , sağcı Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile bir ittifak kurdu.MHP  lideri, Devlet Bahçeli yıllarca Erdoğan’ı bir diktatör olmakla itham etmişti. Vagonunu iktidar partisine bağlayan MHP parlamentoya girmek için gerekli olan %10 barajını düşünmek zorunda kalmayacak.

Muhalefet bu hamleye aynı şekilde cevap verdi. Erdoğan, erken seçim çağrısında bulunduktan kısa bir süre sonra, CHP, İyi, Saadet Partisi (SP) ve küçük Demokrat Parti, kendi aralarında bir ittifak kurdular ve grubun en küçüğünün bile meclise birkaç üye göndermesinin yolunu açtılar.  İttifak şaşırtıcı bir işbirliği örneği gösterdiler. İyi Parti’nin ilk kongresinin zamanlamasının seçime girmek için yetersiz olduğu iddiaları konuşulmaya başlandığı anda CHP, kendisine bazı milletvekillerini ödünç verdi. (En az 20 milletvekili ile herhangi bir parti seçimlere katılabilir.) İki muhalif aday da ikinci turda Erdoğan karşısında diğerini destekleme sözü verdi.

5b0d21d50e32f80d24c88436

Muhalefet, ittifak’a davet edimeyen HDP’ye karşı daha az cömert. Türklerin çoğu, partiyi PKK’nın bir kolu olarak görüyor. Ancak yine de bazı olumlu gelişmeler yaşandı . Cumhurbaşkanlığı yarışmacılarının tümü, seçimlerden önce Bay Demirtaş’ın serbest bırakılması çağrısında bulundu.Ancak bu çağrı mahkemeler ve hükümet kanadında karşılık bulmadı.

Laik CHP ve İslamcı  SP’yle anlaşması, büyük olasılıkla kendi kurucularının, modern Türkiye’nin babası Kemal Atatürk’ün ve eski bir başbakan olan Necmettin Erbakan’ın mezarlarında ters dönmelerine yol açabilir. Ancak zor zamanlar bunu gerektiriyor. SP’nin lideri olan Temel Karamollaoğlu, ittifakın Erdoğan’ın elinden Türk demokrasinin kalanlarını kurtarmak için zorunlu bir evlilik olduğunu söylüyor. Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı ve adamlarının politik İslam’dan daha çok eş-dost kapitalizmine yakın olduğunu belirtiyor. Karamollaoğlu, ‘Adalet kalmadı. Güçler ayrılığı ortadan kalktı’ diyor.

119413

Muhalefet partileri, düzensizlikler ve dolandırıcılık iddialarıyla gölgelenen  2017 referandumunda Erdoğan’ın hayata geçirilen yeni anayasasını kaldırmaya söz verdiler. Değişiklikler, seçimlerden hemen sonra başlayacak, parlamento gözetimini azaltacak, başbakanlık görevini kaldıracak ve tüm yürütme gücünü cumhurbaşkanının eline bırakacak. İnce, bunu “tek adam rejimi”  olarak tanımlıyor ve en kısa zamanda parlamenter demokrasiye dönüş sözü veriyor.. O ve diğerleri de, Temmuz 2016’da yaşanan  darbe girişimin ertesinde  başlayan ve hükümet baskısına aracı olan olağanüstü halin sona ermesini vaat ediyorlar.Mecliste yeterli sandalye kazanabilirlerse bunu yapabilirler.

Şimdilik, Erdoğan’ın en büyük baş ağrısı, büyük ölçüde kendi yarattığı kur krizi. Cumhurbaşkanı ekonominin tüm silindirlere ateşlenmesini sağlamak için borç verme oranlarını düşük tutmakta ısrarcıydı. Ancak bu kredi cümbüşünün bir maliyeti var.Türk lirasının değeri 2015’ten bu yana dolara karşısında değerinin yarısını kaybetti. Erdoğan’ın yüksek faiz oranlarının enflasyona yol açtığı ve seçimlerden sonra para politikası üzerinde kontrolünü arttıracağı  yönündeki garip görüşünü yineleyen Mayıs ayı röportajından sonra, para bir hafta içinde değerinin %10’unu kaybetti. Dış borç dağlarını kuran Türk şirketleri artık temerrüde düşebilir. Otoriterliği ve tuhaf ekonomik teorilerine rağmen,piyasalar Erdoğan’ı parçalanmış muhalefete tercih ediyordu, ancak geçen ay kararlarını değiştirmiş olabilirler.

Orijinal Link

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s